Üç kız kardeşlerden kabaklar erken davrandı. Ortadaki mısır, etrafındaki üçer ispir fasulyesi ve kuzey yönüne ektiğimiz top ve çizgili sakız kabaklardan dolayı tüketebileceğimizin çok üzerinde kabağımız oldu yine. Çok hızlı yeni yapraklar verip çok hızlı meyve geliştiriyorlar. Tam ölçüsünde toplayabilmek bile maharet istiyor. Bir gün geç kalırsa kocaman bir top, ya da torpil gibi bir kabak karşımıza çıkıveriyor.
Kaolin uygulamalarına devam ediyoruz. Zeytinlerde çiçek öncesi iki uygulama yapmıştık. Dört hafta oldu yaklaşık. Naşilerde de son uygulamadan itibaren 2,5 hafta geçti. Geçen hafta bir gece yarısı müthiş bir yıldırım fırtınasyla gelen çok sert sağanağa rağmen film kaplaması iyi görünüyor.
Bu uygulamayı elimize ulaşan yeni bir örnek ile yapmıştık. Aslında endüstride boya, kablo vb. işler için kullanılan, fakat özellikleri itibarıyla olması gerekene çok yakın bu malzemeyi bulmuş olmaktan memnunuz. Rafine edilerek safsızlıklardan arındırılmış, kalsine edilerek tam beyaz ve diğer optik özellikler kazandırılmış bir malzeme. Parçacık dağılımında %80'den fazlasının 2 mikrondan küçük olması ilginç oldu. Endüstride bu kalitenin de kullanıldığını bilmiyorduk. Fiyatı ise çok rekabetçi. Böylece kaliteden ve uygunluktan çok feragat etmeden, ucuzuyla pahalısıyla her keseye uygun ve kullanılabilir kalitede malzeme elde edilebilmiş oluyor, ki büyük eksiklikti.
Bu yıl mevsimde yaklaşık bir ay kayma olmasına rağmen cevizler bu gecikmeyi çok hızlı telafi etmiş görünüyorlar.
Şiddetli yağmur artık çiçek döneminin sonuna gelmiş zeytinleri bir güzel yıkadı. Çiçek kalıntıları ve zaten tutmayacak taneleri aşağıya indirdi. Geriye inşallah tutacak taneler kaldı. Çiçek öncesi uyguladığımız kaolin kaplaması hala sağlam. Bu hafta sonu havada bir terslik olmazsa hem tamamlama hem de taneleri korumak için yine kaolin atacağız. Zeytin güvesi ve bugünlerde görünebilir uç tırtılına karşı da içinde bacillus thuringiensis bakterisi olan Delfin isimli biyolojik malzemeden koyacağız. Bu bakteri sadece ergini kelebek olan larvalara etki ediyor.
Arazideki teraslandırma duvarının dibine diktiğimiz iki dut fidanımız, ağaca da çıkmadan dalından dut yeme zevkini tattırdı.
Geçen yıl iki-üç tane erik veren angelino fidanları bu yıl güzel. Hem de bu defa fidanları bite kaptırmamayı becermişiz.
Ve özlemle beklediğimiz santini'ler az da olsa tabaklarımızı süslemeye, nefis lezzetleriyle damaklarımızı tatlandırmaya başladı.
Bu yürek domatesler de hızla meyvelerini büyütüyorlar.
Bu ara seradaki tek bir adadan iki günde bir 7-8 kilo çalı fasulyesi topluyoruz. Tohumlar köyde saklanması başarılmış çok eskilerden. Verimliliği aynı çeşit ticari tohumlardan farklı.
Salatalık yetiştirenler, özellikle de serada da yetiştirmiş olanlan bilirler. Salatalık mildiyö denen başbelası bir mantari hastalığına karşı çok hassastır. Bu hastalık aynı şekilde tüm kabakgiller ve üzüme de musallat olur. Büyük bahçelerde önemli ekonomik zararlar verir.
Bu hastalığı önlemek ve yenmek için sentetik fungusitleri bir kenara bırakırsak çeşitli yöntemler mevcut. Bunlar arasında kükürt, bakır, mineral yağlar, çeşitli bitkisel yağlar, potasyum bikarbonat, bacillus subtilis isimli bakteri ve potasyum bikarbonat ile mineral yağların karışımı bulunuyor (kaynak).
Sonuncusu dışında bu yöntemlerinin hiç birinin tek başına çok iyi bir engelleyici ve tedavi edici olduğu söylenemiyor. Sadece mineral yağ ve potasyum bikarbonat'ın birlikte en iyi sonucu verdiği bildirilmiş. Aslında sadece mildiyö değil, benzeri bir çok mantari hastalıkta da etkin olduğu görülmüş.
Burada, aslında kimyasal işlemlerle elde edilen potasyum bikarbonata biraz dikkat etmek gerekecek. Bir tür kabartma tozu olan potasyum bikarbonat yiyecek katkısı kategorisinde bir malzeme. Kabartma tozlarının fungusit gibi kullanımı yeni bir şey değil. 1933'de yayınlanan bir kitapta, bitki patalojisti Yaczenski'nin bundan söz ettiği bildiriliyor. Daha sonra pek çok araştırma yapılmış, karışımlar ve dozajlar denenmiş. Hepsi de çok değerli (kaynak).
Diğer malzemelerin yanı sıra potasyum bikarbonat, elde edilmesi çok kolay, saklanabilir, uygulanması pratik, güvenli ve ucuz maliyetli bir malzeme. Organik tarımda kullanımına izin veriliyor.
Öte yandan kaolinin bu gibi mantari hastalıkları önleme, enfeksiyonu güçleştirme fonksiyonunun olduğu bilinir. Bir kaynakta, kaolin uygulanırken solusyonunun PH'ının yükseltilmesinin koruyuculuğu arttırdığını okumuştuk. Mineral yağlarla uğraşmamak için bir deneme yapmaya kadar verdik ve yaklaşık iki aydır seradaki salatalık, fasulyeler ve bahçedeki üzümlerde uyguluyoruz.
Kullanacağımız suya göre %0,5 (Yüzde yarım) oranında potasyum birkarbonatı suda iyice eritip, düşük doz (%2 - 15 litre suya 1 litre, yaklaşık 300gr kaolin) ile birlikte haftada bir uyguluyoruz. Beklentimiz her iki malzemenin birlikte etki yaparak sonucu garantilemesi.
Potasyum bikarbonat ile uygulama yaparken önemli bir uyarı %0,5 oranının geçilmemesi ve uygulamanın çok sıcakta yapılmaması şart. Aksi halde yapraklarda fitotoksiteye sebep olabiliyormuş.
Bu uygulamaya karar vermemizde etken olan, salatalık fideleri daha bir karışken bazı yapraklarda gördüğümüz mildiyö lekelerini bir daha görmedik. Şimdilik hesabımız tutmuş görünüyor. Üzümler de şu ana kadar iyi, herhangi bir mantari hastalık belirtisi yok. Bakalım ilerleyen zamanda neler olacak.
Bunlar bu yıl ilk kez denediğimiz sebzelerimizden. İngilizce adı "kohlrabi". Türkçede yer lahanası, alabaş gibi isimler verilmiş. Yaprakları ve yumrusu yenen lahanagillerden. Turp, şalgam arası bir sebze. Düşük kalorili bir vitamin deposu olduğu bildiriliyor. Bir buçuk ay önce diktiğimiz minik fideler hasat olgunluğuna geldi. Artık birer birer tüketmeye başlayabiliriz.
Bunlar, tohumları Adıyamanlı dostumuz Zeki beyden gelen deşti domatesler. Can suyu ve yağmur dışında hiç sulanmadılar. Oturak bir çeşit olduğu için koltuk alma, kazığa bağlama gibi dertleri de yok. Sadece diplerini biraz çapalayıp kökleri doldurduk. Dikerken de yine yatırarak dikmiştik.
Bu çeşiti sevdik, bize göre, tam tembel işi. Hızla domates bağlamaya başladı. Lezzetlerinin de güzel olacağını düşünüyoruz. Ahlaklarını bozmamak için hiç sulamak yok.
Adalardaki domates çeşitleri de salkımlarını doldurmaya başladılar. Alt tarafı hepsi domates ama çeşitlerinden karakterlerine ne kadar da farklı bitkiler. Şaşmamak elde değil. Santiniler dışarıda da erkenci.
Pembeler hem kendilerini hem de meyvelerini büyütmeye devam ediyorlar. Gitgide devleşecekler.
Bunlar oturak nazendeler. Çalının yanına çeşni olarak geldiler. İlk parti bir kilo kadar topladık.
Bu sıra ahududular tam verimde. Sezon başında güzelce budayıp, altlarını temizledikten sonra biraz da kendi imalatımız gübreden eklemiştik. Bir süre hemen hergün toplanmaları gerekiyor.
Severek bakıp büyüttüğümüz, zehirlerden sakındığımız bahçemizin ikramı, üst bahçe duvarının dibindeki yeralan ahududu öbeğimiz gelip geçtikçe ağzımızı tatlandırıyor.
Ayrıca bahçemizi ve neler yaptığımızı merak ederek özel mesajlarla paylaşım beklediklerini bildiren dostlarımıza da çok teşekkür ediyoruz.