Zeytinler çiçeklerini açmak üzere. Mayıs'ın son haftasında kaolin ile bahçeyi beyaza boyamıştık. Bu hafta, tam çiçekler açarken havanın çok ısınacağı söyleniyor. Kaolinin oluşturduğu beyaz film kaplamasını sağlamlaştırsak mı diye düşünürken bazı çiçeklerde az da olsa pamuklu bit (euphyllura olivina) görünce aniden karar verip harekete geçiyoruz.
Kaolinin pamuklu bite doğrudan bir etkisi yok. Etrafta çok olduğu söyleniyor ama bizdeki durum önlem almayı gerektirecek düzeyde olmaktan epey uzak. Bu yüzden ikinci kaolin uygulamamızı yaparken pulverizatörün basıncı ile zararlının pamuksu koruma kalkanını tamamen yıkıyoruz. Böylece savunmasız kalıyor, var olan popülasyonun da bir kısmı böylece yok oluyor.
Sebzelerimizin dikim işi büyük ölçüde bitti. Hatta bazıları ilk meyvelerini vermeye başladı.
İlk fasulyelerden biri hızla büyümekte. Köyümüzün yerli çalı fasulyesi. Çok verimli ve lezzetli bir çeşit. İşin garibi, köylümüz ticari olarak yetiştirdiği çalı fasulyesini bu tohumdan ekmiyor. Büyük ölçüde tohumlarını kaybetmişler. Köydeki bir dostumuzdan bulmuştuk ve sadece onda vardı bu eski tohum.
İlk domateslerimiz yerelleştirdiğimiz üçüncü nesil santiniler.
İlk salatalıklarımız. Bitkilere geçen hafta başı kaolin uyguladıktan sonra üç misli büyüdü ve hemen meyvelerini vermeye başladı. Bu sene salatalık, kabak, üzüm ve diğer bitkilerimizde mildiyo türü mantar hastalıklarından korkmuyoruz. Organik, normalde yiyecek katkısı olarak kullanılan, uzun etkili, ucuz yeni bir silahımız var.
Ve çileklerimiz kızarmaya başladı. Böylece bahçede dolaşırken yenen en az bir kilo çilek ile mide fesadı günlerimiz de gelmiş oluyor. Bugün 10 kilo kadar toplandı. Yarısı yardımcımıza gitti, diğer yarısı ile sezonun ilk reçel partisine hazırlanıyor eşim. Umuyoruz Kasıma kadar çileksiz kalmayız.
Bezelyeler parti parti toplanıp, hemen biraz haşlandıktan sonra dondurucuya atılacaklar.
Kavun ve karpuzlar yerlerine dikilince serada boşalan yerlere hemen ikinci parti fasulyelerimizi ektik. Bir kaç günde çimlendiler. Resimdeki pazar günkü durum. Bugün yerlerine dikilecek duruma geldiler. Bu parti fasulyelerde birer viyol olmak üzere kendi tohumlarımızdan barbunya, börülce ve maş, ayrıca organik kırmızı meksika ve uzak doğu kökenli organik aduki fasulyelerinden ektik.
Bu yıl tohumlarımızı ekerken çimlendirme harcında mikorizaların yanısıra, EM ve bacillus subtilis isimli faydalı bakterileri kullanıyoruz.
Alt raflarda boş kalan yerlere de kendi tohumlarımızdan şimdilik beş viyol goji ektik. Fasulyeler bahçeye gittiğinde 6-7 viyol daha goji ekeceğiz.
Biyodinamik takvimin önerdiği gibi tam hıdırellez gününde ektiğimiz kudret narı tohumlarımız çimlenip çok güzel geliştiler. Bahçeye almadan önce kök sistemlerini iyice geliştirsinler diye 12 santimlik saksılara aldık. İki hafta burada tutup hazırladığımız özel yerlerine alacağız.
Sebze parkından yorgun argın eve dönerken bahçenin çiçekleri karşılıyor bizi. Aslanağızlarını sonbaharda budayıp bırakmıştık. Hepsi yeni sürgünler verip güzelim çiçeklerini açtılar. Her rengi var.
Bu mor acıbakla da bir yerlerden başını uzatanlardan. Bir kaç rengi daha var.
Bu da geçen yıl dikip unuttuğumuz klematislerden. Bir diğeri (sanırım pembe idi) tomurcukta.
Sarmaşık güller birden bire açarak çiçek bahçemize ayrı bir güzellik kazandırdılar.
Sebze adalarında da kadifeler çiçekli. Bu yıl farklı olarak sebzelerin arasına zinnia da diktik. Çiçeklenmeleri biraz daha zaman alır. Buna rağmen yorgunluktan perişan bir vaziyette eve çıkınca bu karşılayıcılarımız bir anda tüm yorgunluğumuzu alıyorlar.
Nikotiana'lar artık kendileri karar veriyorlar bahçenin neresinde ortaya çıkacaklarına. Çıksınlar yeterki, bir itirazımız yok.
Başlıkta atasözünü tersyüz ettik, lakin bereket olunca, hareket de başlıyor haliyle.